A Summer in the States
08.06.2008 - 17.09.2008
5 years after my trip to Italy, I went to the United States of America in summer 2008. I arrived at Glacier Park International Airport on 9th of June after a series of long flights. Even though the weather was very hot in Turkey, it was pretty cold in Kalispell, Montana. Firstly, we waited to be escorted by some guys who were working for the park. After a while they appeared at the gate of the airport and took us to a 24 hr open market to get some urgent stuff and then we went to a motel to spend the night. It was a motel which you could see in Hollywood movies. When I woke up on the following day the first thing I saw through the window was the white stuff layered the parking lot. First I could not understand what it was; however, I soon understood that it was the snow that had started the other night. After the breakfast we headed for the park we were going to work since most roads were block due to the snow, we had to enter East Glacier Hotel which was located at the entrance of the park. Glacier National Park is located in Montana State of America and consists of many hotels and motels. Having spent the night over there we went to Rising Sun Motor Inn where I was going to work. On the way to motel we saw a bunch of black bears one kind of the animals that you can encounter while in the park. It’s possible to see deer, moose, gazelles, mountain goat, big horn sheep, squirrels as well as black and brown bears. When I went to my cabin, I started to count the following days with the gloom of the rainy weather and some psychological problems. However, I could not know that I was going to spend one of the best summers of my life …
İtalya gezimin üstünden 5 yıl sonra, 2008 yazından Amerika Birleşik Devletleri’ne gittim. Uzun uçak yolculuklarından sonra 9 Haziran’da Glacier Park Uluslararası Havalimanı’na vardım. Türkiye’de hava çok sıcak olmasına rağmen Montana Eyaleti’nin Kalispell şehri oldukça soğuktu. İlk olarak çalışacağımız yerden gelen elemanların bizi almasını bekledik. Bir müddet sonra bizi almaya geldiler ve birkaç ihtiyacımızı karşılamak için 24 saat açık bir markete uğradık, oradan da geceyi geçireceğimiz motele vardık. Motel Amerikan filmlerinde görebileceğiniz, tek katlı, odanın önüne arabanızı park edebileceğiniz türden bir yerdi. Ertesi gün kalktığımda pencereden gördüğüm ilk şey park alanını kaplamış beyaz bir maddeydi. Öncelikle bunun ne olduğuna anlam veremedim ancak dışarı çıktığımda o maddenin gece yağmaya başlamış kar olduğunu anladım. Kahvaltı sonrası çalışacağımız ulusal parka doğru yola çıktık, yollar kar yüzünden tıkanmış olduğu için parkın girişinde yer alan East Glacier Otel’e gittik. Glacier Ulusal Parkı, Amerika’nın Montana eyaletinde bulunan ve içinde birçok otel ve motel olan büyük bir doğal yaşam alanı. Geceyi orada geçirdikten sonra ertesi gün çalışacağım yer olan Rising Sun Motor Inn’e gittik. Yolda parkın herhangi bir yerinde görebileceğiniz hayvanlardan biri olan bir siyah ayı sürüsüyle karşılaştık. Parkta siyah aynın yanı sıra, boz ayı, geyik, mus, ceylan, dağ keçisi, büyük boynuzlu koç, sincap gibi hayvanları görmek de mümkün. Bana verilen odaya gittiğimde dışarıdaki yağan yağmurun, havanın kasvetinin ve daha birkaç psikolojik durumun da verdiği hissiyatla burada geçireceğim günleri saymaya başladım. Tabi sonradan hayatımdaki en güzel yazlardan birini orada yaşayacağımı henüz bilmiyordum…
Rising Sun Motor Inn
Rising Sun Motor Inn, where I worked as a front desk associate, is located just off Going – to – the – Sun Road and consists of a restaurant, motel, cottages and a camp store. It is 11-12 km (7 miles) from St. Mary and located opposite to St. Mary Lake. Televisions, in-room telephones, air conditioning, elevator, in-room coffee makers and mini-refrigerators are not available but you could drink enjoy frosty pint of Montana brew beers. This place, where I made lots of friends, did lots of hiking and trekking, ran in and out of the freezing lake while I was tipsy and gained a great deal of experience, still remains in my memories. ![]()
Rising Sun Motor Inn
Resepsiyonunda çalıştığım Risin Sun Going – to – the – Sun Road üzerinde bulunduğu için ismini yoldan alan bir restoran, motel, kabinler ve bir kamp marketinden oluşan ufak bir tesis. St. Mary kasabasına 11-12 km uzaklıkta ve St. Mary gölünün karşısına kurulmuş. Odaların hiçbirinde telefon, televizyon, buzdolabı, klima ve kahve makinelerinin bulunmadığı ancak restoranında soğuk bir bira içebileceğiniz ufak ve şirin bir kompleks. Çalıştığım süre boyunca çok iyi arkadaşlar edindiğim, doğa yürüyüşlerine ve trekkinglere katıldığım, göl kenarında gitar çalıp, yarı sarhoş 4-5 derecedeki suya atladığım bu yer hayata dair büyük tecrübeler kazandığım bir mekân olarak hafızalarımda kaldı. 
Red Bus in G.N.P
East Glacier Park – Illinois Chicago Train Ride and a week in Chicago
Approximately three months later I resigned from my position and went to Chicago after my girlfriend who had left 3 days before me. I started my journey on Empire Builder line after spending my last night in East Glacier Hotel just like the first one. I did a 30 – hour train ride which was coming from Seattle, Washington and it took 2,482 km (1,542 mil) till Chicago. During the journey the train stopped at 28 stations some of which were Wisconsin, Detroit lakes, Milwaukee. When I got off the train after 30 hours at Penn Station in Chicago, there’s a dense urine odor all around the station. I thought to myself as if it was the fact for all the train stations. After finding my friend among many people, we went to a motel in the suburbs of Chicago. The petty motel belonged to an Indian called Yogesh Patel. Chicago is a city located by Michigan Lake and most of us associate it with Michael Jordan and Chicago Bulls. Today, Chicago is known as The Windy City. Walking around town, you might suspect that Chicago got this nickname from the winds off Lake Michigan, which shove through the downtown corridors with intense force. During my one – week visit I saw Sears Tower – which is currently the tallest building of the States after September 11 attacks – and Lincoln Parka and Old Town. On the fifth day we went to Indiana with a rental car to break my friend’s paychecks at our contracted bank. Our plan was to break the checks and walk around in Indianapolis and come back to Chicago to get on our train to New York. However, things did not go as they were planned. Although having a trip to Indiana free of problems, after having to veer to a different road because of the road construct we lost our way to our motel. Since it was pretty late already, I called the station to postpone our tickets. But we still could not find our motel that’s why I decided to dial 911. We were able to arrive at our motel after following the directions of the police officer. Even though I was the main responsible person for this delay as a driver, I was pretty much happy to be told I was a “hero” at the end of the day ![]()
East Glacier Park – Illinois Chicago Tren Yolculuğu ve Chicago’da Bir Hafta
Yaklaşık üç küsur ay sonunda oteldeki işimden ayrılıp benden 3 gün önce yolculuğa çıkan kız arkadaşımın ardından Chicago’ya gittim. Parktaki son gecemi, ilk gecemi geçirdiğim East Glacier Oteli’nde geçirerek sabah erken saatte Empire Builder trenine binerek yolculuğa başladım. Seattle, Washington’dan gelen trende 30 saat boyunca Chicago’ya kadar 2,482 km (1,542 mil) yolculuk yaptım. Yolculuk boyunca 28 duraktan geçen tren Wisconsin, Detroit lakes, Milwaukee gibi duraklarda durdu. 30 saat sonra Chicago Penn Station’da öğlen saatlerinde indiğimde etrafta kesif bir idrar kokusu vardı. Sanki bütün tren istasyonlarının kaderi böyleymiş diye düşündüm. Onca kişi içinde bir şekilde arkadaşımı bulduktan sonra Chicago şehrinin dış kısmında kalan bir yerde bulunan Motele vardık. Motel bir Yogeş Patel adında bir Hintliye aitti ve oldukça da ufaktı. Chicago Michigan gölü kenarına kurulmuş ve birçoğumuzun Michael Jordan ve Chicago Bulls takımıyla tanıdığımız bir şehir. Günümüzde şehir Rüzgârlı Şehir (The Windy City) olarak biliniyor. Şehir merkezinde yürüyünce Chicago’nun bu lakabı Michigan gölünün şiddetli rüzgârlarından almış olduğunu düşünebilirsiniz. Şehirde bulunduğum bir hafta boyunca 11 Eylül Saldırıları sonrasında Amerika’nın ayakta kalan en yüksek binası olan Sears Tower binasını, Lincoln Parkı ve Old Town’ı gördüm. Beşinci günde arkadaşımın maaş çeklerini bozdurmak üzere anlaşmalı bankanın bulunduğu en yakın eyalet olan Indiana’ya ufak bir araç kiralayarak sabah erken saatlerde gittik. Planımız çekleri bozdurup, Indiana’da biraz gezdikten sonra akşama doğru geri dönüp New York trenine binmekti. Ancak olay planlandığı gibi gitmedi. Indiana’ya kadar sorunsuz gitmemize rağmen geri dönerken yol çalışması nedeniyle kapanan yoldan başka bir yere sapmak zorunda kalınca konakladığımız moteli bulamadık. Saat bir hayli ilerleyince bir yere park edip, tren istasyonunu aradım ve biletleri ertesi güne ertelettirdim. Ancak bir müddet daha moteli bulamayınca 911’i aramaya karar verdim. Karşıda çıkan polis beni motele doğru yönelttikten sonra geç saatlerde geri dönebildik. Sürücü olarak temel sorumlu ben olsam da araçtan indiğimde “sen bir kahramansın” diyen arkadaşımın sözlerine sevinmeden de edemedim
New York, New Jersey
Early on the following day we went downtown. After leaving our luggage at the lockers, we started to discover the city a bit more. Because of the pouring rain we took a shelter in a coffee house. At night we got on our train to New York and started our 20 – hour journey. In New York I called an agent to make a hotel reservation but because I misunderstood her saying New Ark instead of New York or her desire to rent that room for us, we had to go to the other side of the city. After bargaining with the taxi driver we went to our hotel. On the following day we came back to New York and started to enjoy seeing the places which we had only seen TVs before. After two days in New York we went to John F. Kennedy Airport. Firstly I wished goodbye to my friend since her flight was 14 hours before mine. After a long wait and 2 – hour delay we took off for Schipol Airport of The Netherlands. However, that 2 – hour delay caused an 8 – hour delay in The Netherlands. I was not totally sure whether I was happy to be home after 40 hour sleepless flights and 4 months but all I knew it was a good summer.
New York, New Jersey
Ertesi gün erken saatler kalkarak şehre gittik. Bavullarımızı tren istasyonundaki emanet dolaplarına koyduktan sonra biraz daha alışveriş için şehre gittik. Bu sırada başlayan şiddetli yağmur sonrası ufak bir kahve evine girerek bir şeyler atıştırdık. Akşam New York trenine binerek 20 saat sürecek yolculuğumuza başladık. New York’a geldiğimizde ankesörlü telefonlardan bir otel rezervasyonu yaptırdım ancak telefondaki kadının New Ark demesini New York olarak anladığım ya da onun bana o odayı kiralama isteğinden dolayı şehrin diğer yakasına gitmek zorunda kaldık. Taksiciyle bir müddet pazarlık yaptıktan sonra yola çıktık. Ertesi sabah tekrar New York’a gelerek daha önceden televizyonda gördüğümüz yerleri gezdik. 2 gün daha New York’ta kaldıktan sonra John F. Kennedy havalimanına gittik. Arkadaşımın uçağı benimkinden 14 saat daha erken olduğundan dolayı önce onu uğurladım. Uzunca bir bekleme sonunda 2 saatlik de rötarla uçağımız Hollanda Schipol havalimanı için havalandı. Ancak 2 saatlik rötar bize Hollanda’da 8 saatlik bir rötara mal olacaktı. Yaklaşık 40 saatlik uykusuz yolculuk sonrası 4 ay sonra evime döndüğümde mutlu muydum yoksa üzgün müydüm ben de tam olarak karar veremiyordum ancak tek bildiğim güzel bir yaz geçirmiş olduğumdu.
Posted by into the world 02.08.2011 05:01 Archived in USA Comments (0)

