Travel blogs by Travellerspoint

İtalya, Ravenna

Başlangıç Noktası

Biz Türkler için gezememeye her zaman bir bahane vardır. Paran olur ama zamanın olmaz ya da tam tersi, ya da işlerin seni gezmekten alıkoyar. Zaten devletimiz de gez(e)mememiz için elinden geleni yapmaktadır. Yurtdışı çıkış harcı ödemek zorunda olmamız, vizelerde yaşadığımız sorunlar, yabancı dil kaynaklı iletişim sorunları, uçak biletlerinin fahiş fiyatları buna örnek olabilir. İlk yurtdışına çıkmam bundan 8 yıl önceydi. Bir kuru yük gemisiyle İtalya’nın Ravenna limanına gittim. Tabi ki bu durum babamın “ben gezip göremedim bari sen gez” manevi ve (kendi paramı kazanana kadarki) maddi desteğiyle sonrasında yapacağım gezilerin de başlangıcı sayılabilir. Tıpkı ilkinde olduğu gibi diğer gezilerimde de babam ve ailemin verdiği desteği her zaman yanımda hissettim. Gezip, yeni yerler görme ve yeni kültürler ve kişiler tanıma isteğim yaptığım her gezi sonrası biraz daha arttı. Gezilerimi de yaşadıklarımı ve gördüklerimi ailemle paylaşma isteğiyle yaptım. Bu nedenle yazdığım bu günceler de aileme adanmıştır.

İlk pasaportumu aldıktan 10 gün kadar sonra babamın arkadaşının süvari kaptanı olduğu “Şöhret” adlı kuru yük gemisiyle Ege Denizi’nden İtalya’nın Ravenna limanına doğru yola çıktık. Saatte yaklaşık 40 kilometre (20-22 deniz mili) hızla tam 3 gün 16 saat sonra Ravenna’ya ulaştık. Yolculuk boyunca yük gemisinin birçok yerini keşfetme fırsatım oldu ancak bir müddet sonra yol hiç bitmeyecek gibi olduğundan günümün büyük çoğunluğunu yanıma aldığım kitabı okuyarak ve köprü üstündeki (gemi komuta odası) büyük dünya haritasını inceleyerek geçirdim. Gece yarısı İtalya karasularına girdiğimizde etrafımızda çok sayıda balıkçı teknesi vardı. Kimileri gemiye oldukça fazla yaklaştıkları için ışıkla uyarıp geri çekilmelerini istedik. Sabaha karşı limanın temin ettiği kılavuz kaptan yardımıyla Ravenna limanına demir attık. Demir attıktan 10 dakika sonra da pasaportumu alarak gemiden dışarı çıktım. Böylelikle ilk defa Türkiye toprakları dışında bir karaya ayak basmıştım. Yanımda bir fotoğraf makinesi, küçük bir not defteri ve bir kalem, cüzdanım ve pasaportum vardı. Şehir içinden limana gelen otobüslerden birine binerek Ravenna şehrine gittim. Bu ufak şehir hakkında pek bilgim yoktu o nedenle de gördüğüm her tarihi yapıya ve kiliseye isimlerini bilmeden uğradım. Çok sonradan ünlü İtalyan ozan ve politikacı Dante Alighieri’nin mezarının da bu şehirde olduğunu öğrenecektim. Öncelikle isminin sonradan Piazza del Popolo olduğunu öğrendiğim meydana gittim. Gider gitmez de bir pizzacıya oturarak pizza istedim. Pizzacıdaki garson kadın benim kim olduğumu, Ravenna’da tek başıma ne yaptığımı ve nereden geldiğimi sordu. Sorularını cevapladıktan ve pizzamı bitirdikten sonra kendisine gemideki biri için viski almak istediğimi söyledim. Bana eğer viskiyi kendisinden alırsam benim için pahalı olacağını ancak söyleyeceği adreste yarı fiyatına viski bulabileceğimi söyledi. Adresi aldım ve aramaya koyuldum. Bu arada filmli fotoğraf makinemle hoşuma giden şeylerin resmini de çekiyordum. Hatta birkaç kere sokaktaki insanlardan benim de fotoğrafımı çekmelerini rica ettim. Ancak fotoğraf makinesindeki her filmin yandığını ve elimde kalan tek İtalya fotoğrafının geminin önünde çekildiğim ve yüzümün çoğunun belli olmadığı fotoğraf olduğunu Türkiye’ye dönünce öğrenecektim. Yolda adres sorduğum birkaç kişi adresi İtalyanca tarif ettiği için anlamadım. Sonunda orta yaşlarda bir kadın biraz İngilizceyle bana bu ufak içki dükkânının nerede olduğunu tarif edebildi. İçkiyi restorandaki kadının söylediği gibi oldukça uygun bir fiyata alıp, karşısındaki büyük markete girdim oradan Türkiye’dekiler için birkaç hediyelik eşya alıp çıktım ve gemiye geri döndüm.

Ertesi gün daha erken saatte kalkıp tekrar şehre indim. Bu sefer yol üzerindeki büyükçe bir kiliseye girdim. İnsanlar sabah işe gitmeden gelip kilisede dua ediyorlar ve sonra işlerine gidiyorlardı. Şehir merkezindeki ikinci günümde de aynı restorana tekrar gittim. Bu sefer makarna siparişi vererek beklemeye koyuldum. Benim tekrar oraya gittiğimi gören kadın yanıma gelerek içki dükkânını bulup bulamadığımı sordu. Ben de bulduğumu hatta dediği gibi çok daha ucuza aldığımı söyleyerek kendisine teşekkür ettim. Makarnam geldiğinde içecek istemememe rağmen nezaketen yanında da bir kola gönderen kadına tekrar teşekkür ederek şehirde gezmeye başladım. Şehir ufak olduğundan dolayı ikinci günde yürüyerek her yerini gezdim. Üçüncü günün sonunda tekrar demir alarak bu sefer 3 günde Türkiye’ye geri döndük. Daha önce de dediğim gibi fotoğraflar tam bir hüsran olsa da her şeyin başlangıcı da bu ilginç gezi oldu.

Posted by into the world 31.07.2011 13:51 Archived in Italy

Email this entryFacebookStumbleUponRedditDel.icio.usIloho

Table of contents

Cheap hotels in Italy

Read reviews from other Travellerspoint members.

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint